Hepsi'nin 'Aşk' Sırları
Cemre
"Hiç reddedildin mi?" sorusuna "Hayır reddedilmedim, çünkü hiç teklif etmedim.Her zaman bana teklifler geldi." diye yanıtlıyor."Peki bir sevgilin var mı?" sorusunada "Hayır, şuan için birisi yok." cevabını veriyor.
Gülçin
"Reddedildin mi?" sorusunu yönelttiğimizde "Evet reddedildim." diyor."Şuan sevgilin var mı?" sorusunada "Hayır şimdilik öyle biri hayatımda yok" cevabını veriyor.
Eren
"Reddedildin mi hiç?" diye soruyoruz "Hayır reddedilmedim ama çok reddettim" diye cevaplıyor."Şuan biri var mı?" diye sorduğumuzda "Evet sevgilim var ve onu çok seviyorum" diyor.
Yasemin
"Hiç reddedildin mi?" sorusunu yönelttiğimizde "Evet reddedildimde reddettim de." cevabını alıyoruz."Şuan biri var mı?" sorusunada "Evet var." cevabını veriyor.
Tempo
Diyorlarki bize eninde sonunda hayat herkesi kuzulaştırırmış
Döve döve yola yola getirirmiş sonunda mutlaka uzlaştırırmış
Onların hiç aklı yok muymuş ha tekmeli toptan salak mıymış
Baş kaldırmak sadece hayatı büsbütün zorlaştırırmış
Bizi de dövsün hayat
Bizi de yorsun varsın
Geciktirirler ancak durduramazlar
Geleceğe akar zaman
Korkan yerinde saysın
Bütün boşluklara sızar
Yeninin gücü azar azar
Bıkmadan usanmadan
Yaş alırken yaşlanmadan
Pas tutmadan yas tutmadan
Eğilmeden bükülmeden
Ezmeden ezilmeden
Kin tutmadan kül yutmadan
Tempo tempo tempo tempo
Tempo tempo tempo tempo
Forte forte forte forte
Yaşamak istiyoruz yaşayacağız
Hem de yasaksız bahçelerde
Tıpkı tören gibi tıpkı şölen gibi
Dolu dolu doya doya tamam mı?
Çekirdeksiz üzüm zeytin dalı
Çiçek balı kan portakalı tadında
Umut dolu hayat dolu
Peki ya siz devam mı?
Dururmu dünya döner
Kiminin yangını söner
Kimi anlam çoğaltır
Kimi anlam gömer
Su akar denizine kavuşur
Deniz okyanusu ile buluşur
Değişir herşey değişir
Daha oynanmadı son el
Bıkmadan usanmadan
Yaş alırken yaşlanmadan
Pas tutmadan yas tutmadan
Eğilmeden bükülmeden
Ezmeden ezilmeden
Kin tutmadan kül yutmadan
Tempo tempo tempo tempo
Tempo tempo tempo tempo
Forte forte forte forte
ÇOCUKLUK ANILARI
Çocukluklarımızdan bir zıbın, bir bebek battaniyesi, bir oyuncak kalmasa bile anılarımız her zaman parlak, her zaman canlı... sonuna kadar bizimle...
Bu çocukluk anılarının oluştukları zaman süreçleri çok kısa bile olsa; yıllar sonrası akıllarımızda bu kadar canlı nasil kalabiliyorlar? Onları ebedi kılan neler?
Kendi en canlı anılarıma döndüğümde yüzlercesi zihnimde nakışlı. En erken hatırlayabildiğimde üç yasindayim. Erkek kardesimle birlikte karşı caddede bir parkta oynamışız. Caddenin karşısında iki katlı evin balkonunda subay kıyafetli bir genc adam bana gülümsüyor. Bu gülüşe bir an evvel yaklaşabilmek için yanımızdaki diğer büyüğün elinden sıyrılıp caddeye atlıyorum. Bir sürü çığlıklarla beraber boyumdan buyuk bir tekerlekle burun burunayım. Tekerlek büyük bir gürültüyle ayakkabıma çok yakın duruyor... Genç subay yüzünde dehsetli bir ifadeyle balkondan atlayarak bana koşuyor... Birazdan babamın kollarındayım...
Sonra beş yaşında... Babamın bana aldığı en değerli oyuncak... Paranın para olduğu zamanlardayız. Oyuncak çok büyük bir lüks. Babam Hopa’ya gitmis. Dönüşte ellerime bir plastik tavuk veriyor. Altında tekerlekleri var; ipinden çekince tekerlekler dönüyor. Tavuğum sarı, kırmızı; bütün çocuklar hayran bakıyorlar. Hepsiyle paylaşmaya çalışıyorum. Ama yaramaz çocuklardan biri tavuğumu kapıp parkın havuzuna atıyor. Ben peşinden kurtarmak için uzanıyorum ve karanlık soğuk bir yerde buluyorum kendimi. Yavasca aşağılara inip dipte oturuyorum. Biraz sonra önümde bir genç erkek yüzü beliriyor; beni yakalayıp havuzdan cıkartıyor. Ayaklarımdan tutulup silkelendiğinde ağzımdan sular çıkıyor. Annem "Havuza çocuk düştü!" laflarına başta aldırmamış... Ben havuza düşecek yaramazlıkta değilim diye... Kalabalık yarılıp arasından annemin telaşlı yüzünü ve emniyetli ellerinin uzandığını görüyorum. Tavuğumun da kurtulduğunu görünce sevincim daha da artıyor...
Artvin ekibi ahşap binada hora tepiyorlar; ben masanın altında saklanıyorum. Şişman bir karın görüyorum; elbise annemin elbisesi; annem şişman değil, karnında bebek var! Ben de büyüyünce anne olacağım. Karnım benimde büyük olacak ve içinde bebek tekme atacak. Ama bu çok sonra olacak. Şimdi abla olacağım; papucum dama atılacak... Kim, nasıl atacak tarafı kafamı yormuyor değil!.. Biz beş katlı bir lojmanda oturuyoruz. Herhalde büyükler bir yolunu bulur diye fazla düşünmemeye çalışıyorum.
Savaş olmuş diyorlar. Ruslar gelirse diye heyecanla konuşuyor büyükler. Kıbrıs diye bir yerlerden bahsediliyor... Annem "Karartma var!" diyor ve pencerelerimize kalın battaniyeler asıyor. Gaz lambasını kısıyoruz iyice. Bu Ruslar niçin bu kadar korkutuyor bizi! Onların çocukları yok mu? Babam gitmesin diye dualar ediyorum yorganın altına saklanıp.
Bu seferki tatsiz bir anı; annemle bir tanıdık subay amca kapının önünde telaş içinde konuşuyorlar. Annem çantasını kapıp endişe ve panik içinde gidiyor bu amcayla.... Dönüşünde anlatıyor; babam bir patlamada yanmış! Annem "Çok şükür! Yanmaz kumas vermis Amerika. Askeri kiyafet de bununla dikili olduğundan bir tek elleri ve yüzü yanmıs." diyor. Benim babam kahraman olmus. İki eri kurtarmış yanmaktan. Ben gururluyum ama babam için de üzülüyor ve özlüyorum. Annem her gün babamı görmeye gidiyor ve yemek götürüyor. Bir gün beni ve erkek kardeşimi de götürüyor. Yatakta yatan adama "Bu benim babam değil!" diyen erkek kardeşim kaçıyor odadan. Ben bu adamın üzülmesini istemiyorum. Benim babama benzemiyor ama olsun; yanında annemle duruyorum. Annemin ve bu yanık adamın bakışlarından doğru yaptığımı anlıyorum.
Çocukluğumun en tatlı anılarından biri de anneannemin kırışık yüzü. Bu yüzdeki tum kırışıkları ezbere biliyorum. Koynunda yatıp elimle hepsinin en ince ayrıntılarında gezdim. Büyüyünce bu yüzü ütüleyecek özel ütü alacağim ben! Anneannem soğuk kış günlerinde benim saçlarımı elleriyle ve nefesiyle kurutuyor. Göğsünde ısıttığı havlu Onun kokusunu almış... misler gibi lavanta kokuyor. Ben de anneanne olacağım, torunlarıma O'nun bana anlattığı gibi öyküler anlatacağım, üç ayda bir maaşimi alınca nane şekeri alacağım onlara... Çamaşırlarımın arasına da lavanta kurularını diktiğim tülbent keseler içinde yerleştireceğim. Ben de torunlarıma anneannem gibi kokacağım...
Kokular, renkler, hatta temaslar ne kadar canlı. Gözlerimi kapatıp O anlara dönmek ne kadar kolay. Bu anılar hayatlarımızın köşe taşları mı oluyor? Bizi sevgilere, sevgisizliklere, umutlara, korkulara ve daha bir çok duygularin peşine sürüklenmede mıknatıslık mı yapıyorlar. Yoksa biz bu anları gördüğümüzde tanıyacak ruhları mı taşıyoruz?
Cevap ne olursa olsun gecenin bir yarısında, yorgun bir günün ucunda; çocuklarım rahat uykularında yatarken bu anılara gidip gelmek ne kadar güzel! Acı da olsalar; tatlı da... cebimde benimle buraya, bu ana kadar geldiler. Uzun örgülü saçlı, cırpı bacaklı, iri yeşil gözleri ürkek bakışlı, sivri çeneli küçük kızla gizli arkadaşlığımızın sürüp gideceğini bilmek ne kadar huzur verici.
Ya cocuklar; Onlar hangi anıları seçe seçe yollarına devam ediyorlar? Yıllar sonra ellerinde hangileri kalacak? Hangi kokular, hangi duygular, hangi olaylar ruhların derin köşelerinde ve zihinlerinin en canli hafızasına işlenecek?
Top oynarken düştüklerini mi yoksa kendilerini kaldıran eli mi? Örselenen dizlerini mi; iyileşsin diye öpen dudakları mı hatırlayacaklar? Tarçınlı kekin kokusu mu yoksa taze dikilmis bir pazen pijamayı mı hatırlayacaklar?
Kötü anıların önüne geçmek olanaksız. Kötülüklerden korunmayı, dilekten öteye geçirmek kontrolu bizde değil. Oysa ki iyi anılar edinmek ellerimizde. Belki bunlar çok olursa kötülere de yer kalmaz.
Buz gibi bir havada birlikte sıcacık bir yürüyüş, dönüşunde elbirliğiyle pişirilen kestane, bir yorganın altına büzülüp okunan bir masal kadar bir günlük boyu ancak uzun yıllara sığan cinsten... Bir kucaklama, bir "seni seviyorum" kadar bedava ama onca da eşsiz kıymette...
Hepinize ve evlatlarınıza zengin anılar dilekleriyle
Dansları ve şarkılarıyla çocuklar ve gençler tarafından çok sevilen Hepsi Grubu, Eurovision Şarkı Yarışması'na katılmaları için aldıkları teklifi kabul etmediklerini açıkladı. 22 Şubat'taDansları ve şarkılarıyla çocuklar ve gençler tarafından çok sevilen Hepsi Grubu, Eurovision Şarkı Yarışması'na katılmaları için aldıkları teklifi kabul etmediklerini açıkladı.
22 Şubat'ta gösterime girecek olan "Kayıp Krallığın Sırrı" filmi için seslendirdikleri "Sen Bir Tanesin" adlı şarkıya çekilen klip sırasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Hepsi Grubu'ndan Yasemin, "Bize Eurovision'dan teklif geldi ama son Eurovision'u izledikten sonra katılmama kararı aldık. Şarkılar değerini bulmuyor, haritaya göre oylama yapılıyor. Komşu ülkeler birbirlerine yüksek puanlar veriyor. Bu nedenlerle Eurovision'a çok sıcak bakmıyoruz" açıklamasını yaptı. Türkiye'yle birlikte 41 ülkede gösterime girecek olan filmin Süleyman Yüksel yönetiminde çekilen klibi, 15 Ocak tarihinden itibaren müzik kanallarından izlenebilecek gösterime girecek olan "Kayıp Krallığın Sırrı" filmi için seslendirdikleri "Sen Bir Tanesin" adlı şarkıya çekilen klip sırasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Hepsi Grubu'ndan Yasemin, "Bize Eurovision'dan teklif geldi ama son Eurovision'u izledikten sonra katılmama kararı aldık. Şarkılar değerini bulmuyor, haritaya göre oylama yapılıyor. Komşu ülkeler birbirlerine yüksek puanlar veriyor. Bu nedenlerle Eurovision'a çok sıcak bakmıyoruz" açıklamasını yaptı. Türkiye'yle birlikte 41 ülkede gösterime girecek olan filmin Süleyman Yüksel yönetiminde çekilen klibi, 15 Ocak tarihinden itibaren müzik kanallarından izlenebilecek
Kral TV Adayları Belirlendi.
Kral TV adaylarını belirledi
Bu yıl 14'üncü kez verilecek ''Kral Tv Video Müzik Ödülleri'' adayları belirlendi.
Adayların tanıtımı amacıyla İstanbul'da düzenlenen ve müzik meslek örgütü temsilcilerinin de katılımıyla basın toplantısı düzenlendi.
Kral Medya Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Seyfi Güner, ''Türkiye'nin müzik oskarları'' olarak adlandırılan ödüllerin, bu yıl ilk kez eser sahiplerinin haklarının korunması, eserlerin yasal yollardan tüketilmesi için yapılacak tüm çalışmaları desteklemek ve kamuoyunu bu konuda bilinçlendirmek için eser sahiplerine ithaf edildiğini kaydetti.
Ödül aday adaylarını belirlemek için Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği (MESAM), Müzik Eseri Sahipleri Grubu (MSG), Müzik Yorumcuları Meslek Birliği (MÜYORBİR), Bağlantılı Hak Sahibi Fonogram Yapımcıları Meslek Birliği (MÜ-YAP) ve Kral TV temsilcilerinden oluşan seçici kurulun, 14 kategori için aday adaylarını belirleyerek internet üzerinden halkın seçimine sunduğunu belirten Güner, 2007 yılında Kral TV ekranlarından yayınlanan video klipler arasından seçilen aday adayları listesinin 15 gün süreyle internet sitesinden oylandığını ve her kategoride en çok oyu alan ilk 5'in 2007'nin adayları olarak belirlendiğini kaydetti.
Güner, bugünden itibaren Kral TV ekranlarında 14 kategoride ödül alacak adayların oylamasına başlandığını ve her kategoride kimin ödül alacağının halkın gönderdiği SMS'lerle yapılacak oylama sonucunda belli olacağını söyledi.
Oylamanın ödül töreninin yapılacağı 13 Mayıs 2008 tarihinde törenin başlangıç saatlerine kadar devam edeceğini belirten Güner, sonuçların da noter huzurunda açılarak ödüllerin sahiplerine verileceğini belirtti.
Güner, Kral TV'nin bu yıl onur ödülünün de müzik sektöründe son yıllarda hak ettiği ilgiyi göremeyen Türk Halk Müziği ve Türk Sanat Müziği dallarında yapılan 2 projeye vereceğini kaydetti.
Bu projelerin Ulusal Müzik tarafından hazırlanan ''Türkülerle Türkiye-81 il 81 CD'' projesi ve Rec By Saatchı tarafından hazırlanan ''Mucize Nağmeler'' projeleri olduğunu belirten Güner, bu yıl ayrıca Kral FM'in de kendi dinleyicileri tarafından belirlenecek olan 2007 yılında en çok çalınan sanatçıya özel ödül vereceğini söyledi.
''Kral Tv Video Müzik Ödülleri'' kategorileri ve adayları şöyle:
''Türk Sanat Müziği En İyi Sanatçı Kategorisi: Ahmet Özhan 'Hüzün', Ferdi Tayfur 'Kalbimin sahibi sensin', Muazzez Ersoy 'Boş kalan çerçeve', Şevval Sam 'Güzel bir göz beni attı', Umut Akyürek 'Bir daha aşık olmayacağım'.
Türk Halk Müziği En İyi Erkek Sanatçı: İsmail Türüt 'Gül Hanım', Hüseyin Turan 'Acayip hayvanlar', Onur Şan 'Açmam diyor', Turgay Başyayla 'Yanıyorum', Yavuz Bingöl 'Yemin'.
Türk Halk Müziği En İyi Kadın Sanatçı: Arzu 'Sus', Ceylan 'Antep'in hamamları', Filiz Koçer 'Boşu boşuna', Güler Işık 'Yavuz elinde', Hülya Bozkaya 'Ağlarım'.
En İyi Çıkış Yapan Erkek Sanatçı: Cem Özkan 'Dön bana', Cihan Yıldız 'Ağlama bu ayrılığa', Çağlayan 'Kalbime gömerim o zaman', Ekrem Düzgünoğlu 'Berduş', Ümit Aksoy 'Oynayın'.
En İyi Çıkış Yapan Kadın Sanatçı: Gökçe 'Aradım seni', Elif Turan 'Büyüt istersen', Mercan Alev 'Uçurum', Seren Akıska 'Arasan da', Sıla 'Dan sonra'.
En İyi Çıkış Yapan Grup: Badem 'Sensiz olmaz', 4x4 'Dün gece', 4 Yüz 'Dandini', Öykü & Berk 'Evlerinin önü boyalı direk', Vokaliz 'Yalnızım'.
En İyi Grup: Gece Yolcuları 'Gökler ağlıyor', Gripin 'Böyle kahpedir dünya', Hepsi 'Aşk sakızı', Manga 'Yalan', Mor ve Ötesi 'Ayıp olmaz mı?
Rock En İyi Sanatçı: Emre Aydın 'Kim dokunduysa sana ona git', Hayko Cepkin 'Bertaraf et', Kıraç 'Sana mecburum', Nev 'Sükut-u hayal', Şebnem Ferah 'Çakıltaşları'.
Arabesk Fantazi En İyi Erkek: Baha 'Nasip değilmiş (Bir iz kaldıysa)', İbrahim Tatlıses 'Bulamadım', İsmail YK 'Bu şarkının sözleri yok', Özcan Deniz 'Bir dudaktan', Uğur Işılak 'Aşkın cenazesi var'.
Arabesk Fantazi En İyi Kadın: Ebru Gündeş 'Hayatta başarılar diliyorum', Nalan 'Her şey bitmiştir artık', Seda Sayan 'Unutma', Serdem Coşkun 'Hey sana diyorum', Sibel Can 'Çakmak'.
En İyi Pop Erkek: Burak Kut 'Komple', Ferhat Göçer 'Gidemem', Özgün 'Acıyı çeken anlar', Serdar Ortaç 'Gel de', Yalın 'Cumhuriyet'.
En İy Pop Kadın: Bengü 'Korkma kalbim', Demet Akalın 'Tatil', Funda Arar 'Bu sabah güneş doğmuyor', Gülşen 'Kara Böcükler', Hande Yener 'Romeo'.
Yılın Klibi: Can Atilla 'Aşk-ı Hürrem', Fatih Erkoç 'Anı', Gripin 'Böyle kahpedir dünya', Manga 'Yalan', Özcan Deniz 'Bir dudaktan (Remix)'
Yılın Şarkısı: Enbe&Mustafa Ceceli 'Unutamam', Ferhat Göçer 'Cennet', Funda Arar 'Bu sabah güneş doğmuyor', Kutsi 'İlan-ı Aşk', Sibel Can 'Çakmak'.''
Kapıya gelen sürpriz kişi, Eren, Cemre, Yasemin ve Gülçin’e, kötü bir haber getirmiştir. Kızlar, hemen hastaneye koşturur. Hastanede durumu öğrenen kızlar, bozuk bir şekilde eve dönerler.
Kızların, Murat Boz konserindeki performansları çok beğenilmiş ve basının ilgisini çekmiştir. Şarkıları ve sahne şovlarıyla izleyicileri büyüleyen kızların kim olduğunu ortaya çıkartmak isteyen bir paparazzi, Murat Boz’un da aynı okuldan mezun olduğunu düşünerek kızların okuduğu akademiye gelip araştırma yapar ve paparazziyle, kızlar arasında bir saklambaç oyunu başlar. Ne var ki, kızlar için paparazziden saklanmak, gittikçe daha da zorlaşacaktır.
Mert, kızlara “Aşk Sakızı” isimli bestesini çalıştırır. Korkut ise, Mert’in evine tamamen yerleşmiş, birden bire okuldaki kızların, odak noktası olmuştur.
Cemre’nin akşam yemeğine davet ettiği Barış, iddiayı o gece kazanma hayalleri kurarken, yemeğe Emre, Mert ve Korkut'un da davetli olduğunu öğrenir ve Eren'i tavlamak için çabalarını yoğunlaştırmaya karar verir. Yemekte hepsini büyük bir sürpriz beklemektedir.
Kızlardan şüphelenmeye başlayan Paparazzi, kızların gerçek kimliğini ortaya çıkarabilmek için, Erol Hoca’yı akademide bir yarışma yapmaya ikna eder. Haberi duyan kızlar ise, ne yapacaklarını bilemez. Çünkü, yarışmanın büyük ödülü, hayal bile edemeyecekleri kadar inanılmaz bir şeydir...